Yurtdışı Eğitimini Nasıl Keyifli Hale Getiririz

0 Yorum

Eğitim kelimesi genelde otoriter ve klasik sistemleri çağrıştırırken yeni bir şeyler öğrenmek ve yeri gelince bu bilgilerden sınava tabi tutulmak kulağa pek de keyifli gelmiyor değil mi? Peki ya alışılmış ortamın dışında, bambaşka bir ülkede eğitim’? Önüne ‘Yurtdışı’ kelimesini ekleyince biraz daha katlanılabilir oluyor sanki. İster dil okulu, ister master, ister sertifika programı… Yeni bir şeyler öğrenmek, zihnini alışılmış kalıpların dışına çıkarıp onu eğitmek, yeni sistemler kurmak herkes için farklı şekilde deneyimlenir. Fakat bu süreci keyifli ve verimli geçirmek de senin elinde.

Şans yolunda sana yardımcı olacağını düşündüğümüz birkaç tavsiyeyi bu yazıda derledik ve deneyimini en güzel hale getirmen için eski öğrencilerimizi dinledik.

 

Öncelikle kendi programını oluşturman çok önemli. İster sabah, ister öğlen ya da belki de akşam dersleri alıyor ol, gün içindeki önceliklerini belirleyip kendi düzenini yaratman bu yolda atacağın ilk adım. Unutma ki burada bulunma amacın eğitim odaklı da olsa kafanı boşaltıp deşarj olabileceğin, sosyalleşebileceğin ve ders dışı aktivitelere katılabileceğin zamanlar yaratmak oldukça önemli. Böylece ertesi gün dersine motive olup daha verimli saatler geçirebilirsin. Okulunun konuşma kulübü, sinema ve gezi etkinlikleri için takvimi kontrol edebilir böylece ders süresince öğrendiklerini daha keyifli ve gündelik sohbet ortamında pratik etme şansı yakalayabilirsin.

 

Örneğin anlaşmalı olduğumuz okullardan Kaplan International’ın birçok okulunda gezi etkinlikleri düzenleniyor. Miami, New York gibi büyük eyaletlere düzenlenen turistik gezilerin dışında, örneğin “Amish” halkını ve kültürünü tanıtan kültürel etkinlikler de mevcut. Bunlara ek olarak okulundan bağımsız, gittiğin şehrin öğrenci ya da ‘expat’ Facebook gruplarına katılabilir ve senin gibi diğer öğrencilerle tanışabilirsin. Gittiğin şehre bağlı olarak, oranın kültürü ve gelenekleriyle alakalı workshop ya da etkinlikleri araştırabilirsin. Üstelik bu tarz kurslarda ilk deneme dersleri ücretsiz veriliyor. Örneğin Barcelona’da bachata derslerine katılabilir Milano’da yerel mutfağı öğrenebileceğin mutfak derslerine dahil olabilirsin. Kısacası bu noktada kendi ilgi alanına göre onlarca seçenekten yeteneklerine ve merakına uygun olanını seçmek sana kalıyor.

 

Bunların dışında özgüvenini geliştirmek adına yalnız etmeyi deneyebilirsin. Bunu ilk kez yapıyorsan, önce 1-2 saatlik uzaklıktaki yakın kasabalara ya da şehirlere giderek başlamanı öneririz. Yalnız seyahat etmenin en güzel yanlarından biri ise tamamen özgür olmak. Yolculuk boyunca istediğin gibi plan yapıp birine bağlı kalmadan istediğini istediğin yerde yiyip anın tadını çıkardığını bi düşün! Ayrıca bu deneyim özgüvenini de arttıracaktır. Bu süreçte senin gibi yalnız seyahat edenlerle karşılaşman ve kendini yeni ortamlarda bulman da çok olası. Aslında tek başına çıktığın yolculuklarda bir arkadaşınla ya da bir grupla çıktığın gezilere kıyasla daha çok insanla tanışma fırsatın olur. Odağın başka birinde olmadığı için etrafını daha dikkatli süzer her şeyi daha yakından incelersin. Algıların daha açık olur ve yeni deneyimlere daha kolay evet dersin. Bizce bunu bi dene.

 

Öğrendiklerini kullanmaya çalış. İster tek başına, ister senin dilini konuşan biriyle, ister yabancı bir arkadaşınla birlikte ol, fark etmez. Yargılanacağını düşünmeden, markette, restoranda öğrendiğin kelimeleri ve cümle yapılarını kullanmaya çalış. Nasıl bir turist Türkçe konuşmaya çalışırken bizlere sempatik geliyorsa aslında sen de gittiğin ülkenin dilini konuşmaya çalışırken yerel halka öyle geliyorsun. Bu yüzden acaba cümleleri doğru kuruyor muyum, telaffuzum doğru mu endişelerini bir kenara bırakıp deyim yerindeyse ‘derdini anlat’. Mümkün olabildiğince yerel insanlarla vakit geçir ve cümleleri, deyimleri nasıl kullandıklarını dinle. Bu şekilde kendini o kültürün bir parçası olarak hissedebilir bu süreci keyifli hale getirebilirsin.